Alemlere Rahmet Hz. Muhammed
Yazar: M. Emin Yıldırım
Fiyatı: 2,50
Yayın Tarihi: 01-05-2005
Önsözünden
Allah Resulü’nün mübarek ellerinde yetişen o örnek neslin en büyük özelliklerinden bir tanesi de hiç şüphesiz O’na (s.a.v.) duydukları aşk ve muhabbettin boyutudur. On-lar kendilerini bir ateş çukurunun kenarından kurtaran, hi-dayet çeşmesinin o tatlı suyu ile buluşturan ve onları bere-ketli bir sofra olan nübüvvet sofrasına kavuşturan Alemlerin Sultanı’na karşı bir minnet ve vefa borcu olarak öylesine se-viyorlardı ki; en aziz bildikleri şeyleri O’nun (s.a.v.) yolunda feda etmekten bir an geri durmuyorlardı. O’nu (s.a.v.) gör-medikleri günü ziyan sayıyor, o bereketli sesi duymadıkları günü yaşanmamış kabul ediyorlardı. Bazen meclislerinde birbirlerine Efendimizi anlatarak özlemlerini gideriyor, O’-nun (s.a.v.) adını anmadan, hiçbir konuşmaya başlamıyor ve yine adını anmadan konuşmalarını nihayete erdirmiyorlardı.
Medine’nin gençlerinden olan Hassan b. Sabit şiirde zirve şahsiyetlerden biriydi. Allah Resulü Medine’ye hicret edince o da ensarî Müslümanlardan oldu, o da evini ve yüreğini Mekke’den gelen iman kardeşlerine açtı. Hassan’ın o günden sonra şiirlerine konu olan tek bir şey vardı, o da: Hz.Peygamber’di. Hassan yazıp okuduğu şiirlerle sahabenin yüreğinden kopup gelen Peygamber aşkını iyice derinleştiri-yor, her şiiri ile bu aşkın boyutunu daha da ötelere taşıyor-du. Sahabe onu her gördüğünde; Hadi Hassan, bir şiir oku da Efendimizi anlat ve bizlere canlarımızın yoluna feda oldu-ğu Resullullah’ı medhet derlerdi. Hassan b. Sabit sahabenin bu isteğine şöyle karşılık verecekti:
“ Ve ma medahtü Muhammeden bi makaleti
“Ve lakin medahtü makaleti bi Muhammedin”
Allah Resulü’ne vurgun bir yürek olan Hassan diyordu ki:
“ Ben şiirlerimle Muhammed’i övmüyorum
Bilakis Muhammed ile şiirlerimi medhedip, güzelleştiriyorum”
-----------------------------------------------------------------------------------
Arapça'da edatlar ve filolojik inceleme
Yazar: Mehmet ÇELEN
Fiyatı: 12,00
Yayın Tarihi: 08-04-2005
Önsözünden
Hamd, âlemlerin Rabb'ı Allah'a mahsustur. Sadece O'nu över, ancak O'ndan yardım ve mağfiret diler, O'na döneriz. Bizi zulmetten nûra, sapıklıktan hidâyete ulaştıran O'dur. O, yegâne hâkimiyet ve otorite sahibidir. Kâinatın, içindekilerinin ve insanların mutlak idarecisi, kanun koyucusu, sahibi ve mâliki yine O'dur. Âlemlere rahmet olarak gönderilen ve en doğru yolu gösteren Allah Resûlüne, âline, ashabına ve güzelce hidâyete tabi olup, Allah yolunda yürüyenlere Kıyamete kadar salât ve selam olsun.
İslamî araştırmalarda Arapça'nın mümtaz bir yeri vardır. Çoğu zaman, gerçek İslamî bir araştırmanın Arapça olmaksızın gerçekleşmesi ve iyi bir semere vermesi mümkün değildir. Şu bilinen bir gerçektir ki, genelde Arapça bilmeden derinlemesine İslamî ilmî elde etmek imkân dahilinde olmamaktadır. Bunun için İslâmî ilimlerde uzmanlaşmak isteyenlerin Arapçayı; sarf ve nahivi, bediî, beyan ve belağatı ile, en iyi bir şekilde öğrenmeleri lüzumludur.
Arapça, diğer dillere benzemez. Aynı zamanda o, vahyin lisânıdır. İnsanlığa nûr ve hidâyet saçan Kelâmullah, Arapça indirilmiştir. O Kelâmullah ki, i'caz ve belağat timsalidir. O'nun eşi ve benzeri yoktur. O, eşsiz ve yüce bir nûrdur. O'nu okuyup anlayan ve hükümleriyle amel eden kimse, sağlam ve kopmayan bir kulpa yapışmış olur. O'na sarılan hidâyet bulur. O'ndan uzaklaşan da, sapıklık girdapları arasında boğulur gider. O, ilimlerin esası, aslu'l-usûlüdür. Bütün İslâmî ilimler ona dayanır. O olmaksızın ne tefsir, ne hadis, ne fıkıh, ne kelâm ve ne de diğer ilimlerden söz edilebilir.
Belağat ve i'cazda eşsiz bu yüce kitap, muhataplarının anlaması ve Hakk yolunu seçmesi için Arapça olarak indirilmiştir. “Biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik ki anlayasınız.”[1] “Ve işte biz onu, Arapça bir hüküm (hikmet gereğince hükmeden bir kitap) olarak indirdik.”[2] “Bilen bir toplum için, âyetleri açıklanmış, Arapça okunan bir Kitaptır.”[3] “Zulmedenleri uyarmak ve güzel davrananlara müjde olmak için (açık) bir Arapça ile (gönderilmiş) bir Kitaptır.”[4] “Biz sana böyle Arapça bir Kur'ân vahyettik ki, şehirlerin anası (olan Mekke şehri)ni ve çevresinde bulunanları uyarasın.”[5] İşte bu âyeti kerimelerde de belirtildiği üzere, Arapça olan Kur'ân'ı anlayabilmek, ilimlerin aslu'l-usûlünü bilebilmek ve yaşayabilmek, yine aynı şekilde Sünneti Rasûlullah'ı anlamak ve bilmek, diğer İslamî ilimleri; tefsiri, hadisi, fıkıhı v.s. kaynak dilinden öğrenebilmek için Arapça zaruri ve gereklidir.
Binaenaleyh, İslamî ilimlerin esasına sağlam adımlarla yaklaştıracak olan Arapça'nın bilinmesi zaruretine ve gerekliliğine içten ve samimi inancımız, bizi, Arap Dili üzerinde araştırmalar yapmaya yöneltti. Ayrıca, Arapça'da kelimelerin yapısını, fonksiyonlarını, özelliklerini, cümle içindeki durumlarını inceleyen ve üzerinde duran Nahiv ilminin de inceliğine bilinmesi gerekliydi. Manâ harfleri de, Nahvin temeli sayılan üç bölümden biriydi. Onlar da isim, fiil ve harf idi. Öyle ki, bir manâ harfinin birçok anlamı; beş, on, hatta yirmi anlamı olabiliyordu. İşte bunlar bilinmeden de, iyi bir Arapça bilgisine sahip olmak imkânsızdı. Bununla birlikle, İslam Hukukunun belli başlı dallarında içtihat yapılırken, değişik hükümlere varılmasına sebep olan etkenlerden biri de, konumuz olan mâna harfleridir.
İşte bu harflerin mânalarını anlamak, müctehid imamlarımızın (Allah onlara rahmet etsin) bu konularda yaptıkları içtihatlarının esasını anlamaya götürür, ilim yolcusunu.. Meselenin daha iyi anlaşılması için, burada abdestin farz olduğunu bildiren Mâide suresi 6. âyetten iki örnek üzerinde durmamız uygun olacaktır... “Ellerinizi dirseklerinizle birlikte / dirseklerinize kadar yıkayınız..” Âyetin bu kısmında geçen cer harfi (إلى)ilâ'nın anlamına bir göz atalım. Burada ilâ için iki ayrı anlam verilmiştir. Bir anlam beraberlik, Diğer anlam sonuç ifade ediyor. Beraberlik anlamına geldiğini söyleyenlere göre, eli dirsekleriyle birlikte yıkamak farz oluyor. Ama sonuç, bitiş الغايةanlamına geldiğini söyleyenlere göre ise, dirsekleri yıkamak farz değildir. Böylece bir harfteki değişik anlamlar nedeniyle, iki ayrı içtihat ortaya çıkmaktadır. Yine aynı âyetin “...Başlarınızı/başlarınızın bir kısmını meshediniz..” bölümünde geçen(الباء) bâ harfi de böyledir Harfi zâid fazla, kabul edenlere göre, başın tamamını; bir kısım, bölüm (البعض)bildirdiğini ifade edenlere göre ise, başın bir kısmını meshetmek farz oluyor.[6] Görüldüğü gibi, bir bâ harfinden dolayı değişik iki içtihat ortaya çıkıyor. Sonuç olarak bir âyetin, sadece iki bölümünden dört ayrı içtihat ortaya çıktığını birlikte gördük. Bundan dolayı araştırma konusu olarak mâna harflerinin tamamını seçtik ve gücümüz nisbetinde inceleme ve araştırmalarımızı sürdürdük.
Mâna harflerinin, Türkçe'de en güzel karşılığı “Edatlar” ifadesi olacağından, kitabımızın ismini “Arapça'da Edatlar” şeklinde koymayı uygun bulduk. Bu çalışmamızı da, yalnızca mâna harflerine ayırdık. İnşallah diğer çalışmamız fiil, isim ve zarf olan edatlar üzerinde olacaktır.
Arapça Dilini öğrenmek isteyenler, bu konuda ilmî araştırma ve inceleme yapanlar dahil, özellikle de İlâhiyat Fakültesi, Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi ve İmam-Hatip Liseleri öğrencileri için yararlı olacağını umduğumuzdan, kitabın bitimi üzerinde bir hayli zaman geçmiş olmasına rağmen yeniden gözden geçirerek ve genişleterek yayınlamayı uygun bulduk.
Çalışmalarımızda hassaten bize yardımcı olan muhterem hocamız Prof. Dr. Hulusi Kılıç Beye, küçüklüğümüzden beri Arapça’yı öğrenmemizde büyük emekleri geçen, kitabı hazırlarken de birçok desteğini gördüğümüz çok saygıdeğer üstadım rahmetli Saîd Ertürk ile değerli H. Mehmet Alptekin Hocalarıma şükran borçluyum. Ayrıca çalışmalarımızda bize yardımcı olan değerli hocam Ali Taş ile değerli Kardeşim Ahmet Çelen'e teşekkürü bir borç bilirim.Lâtin harfleriyle dizili kısmının Türkçe’ye göre tashihini yapan değerli ağabeyim Hüsamettin Yıldırım'a da teşekkür ederim. Eserin yayına hazırlanmasında büyük bir özveri ile gayret gösteren saygıdeğer Mustafa Çelen ağabeyime müteşekkirim. İkinci baskının tashihini, büyük bir fedakârlıkla, pür dikkat ve dakik bir şekilde inceleyip yapan saygıdeğer Emel Burcu Hanımefendiye teşekkür ederim. Redaksiyon ve ofset hazırlığını yapan ve önemli katkıları bulunan değerli Erkan Avşar Bey’e de teşekkür ederim. Yine eserin hazırlanıp yazımında ve basımında bize yardımcı olan kıymetli arkadaşlarıma da teşekkür ederim. Ayrıca eserin ikinci baskısını yayınlayan çok değerli kardeşler Muhammed Emin Yıldırım hocam ile Ömür Yıldırım kardeşime teşekkür ederim.
Gücümüz nisbetince çalışmak bizden, başarı ise Allah'tandır.
[1] Yûsuf, 12, 2.
[2] Ra’d, 13, 37.
[3] Fussilet, 31, 3.
[4] Ahkaf, 46, 12.
[5] Şûrâ, 42, 7.
[6] İbn Rüşd, Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Ahmed el-Kurtubî (v. 595 h.), Bidayetu’l-Muctehid ve Nihayetu’l-Muktesıd, c.I, s.11-12, Mustafa Elbanî Halebî Matbaası, Haleb, 1379 h./1960 m, III. Baskı.
-----------------------------------------------------------------------------------
Muhadese
Yazar: -
Fiyatı: 13,50
Yayın Tarihi: 10-04-2005
Cep boy "Arapça öğrenmenin yolları" ve Muhadese Mp3 CD hediyeli.
ÖNSÖZ
Sonsuz hamdler Allah'a (c.c) ,salat ve selam O’nun Resulüne, Habibine, Nebisine
(s.a.v) olsun.
Ana dili Arapça olmayanlara Arapça öğretme sahası, bilimsel inceleme veya telif
alanında olmak üzere son üç asırdır büyük önem arzetmektedir.
Bu alanda yapılan teliflerin çok olmasına rağmen (Dr. Mahmut İsmail Sıyni, 1995
yılı itibarı ile bu alanda 375 eserin telif edildiğini belirlemiştir.)¹ yaş,
kültür, öğrenim görenlerin özellikleri ve öğrenim yapan çevrelerin bilimsel ve
teknik imkanlarına göre bu teliflerin çeşitli olmasına gereksinim duyulmaktadır.
Kitabın Telif Sebebi
Bu alanda sekiz sene boyunca edindiğim tecrübelere dayanarak öğrencilerin
konuşma yeteneğine karşı sıkıntı çektiklerini müşahede ettim. Arap ülkelerinde
en az dört yıldan beri öğrenim görmüş, fakat beş dakika dahi Arapça konuşamayan
birçok öğrenci ile karşılaştım. Bu öğrencilerin eksikliğinin en önemli sebebi
sadece okullarının kitaplarında bulunan kültür diline ağırlık vermeleriydi. Aynı
zamanda uzun süre Arapça eğitimi görmüş, sarf ve nahiv kaidelerini ezberlemiş
birçok kişi ile de karşılaştım. Bunlardan hiçbiri de kendisini Arapça olarak
tanıtamıyordu. Çünkü bunlar ülkelerinde gördükleri Arapça eğitiminde sadece
Arapça'nın sarf ve nahiv kaidelerinden ibaret olduğuna inanmışlardı.
Karşılaştığım diğer bir grup da, Araplarla selamlaşmanın dışında herhangi bir
diyalog kuramıyorlardı. Bu sebeplerden edindiğim tecrübe sonunda konuşma
yeteneği kazandırma eğitimi alanındaki boşluğun henüz doldurulmamış olduğu
kanaatine vardığımdan dolayı kitabımı aşağıdaki çerçevede telif etmeye çalıştım:
BU KİTAP KİMLER İÇİNDİR ?
Bu kitap orta seviyede Arapça eğitimi almış olanlar içindir. Yani başlangıç
seviyesini bitirmiş, Arapça metinleri ve Arapça öğretim kitaplarını biraz olsun
okumaya başlamış olanlar içindir. Bu ki-tapla bu seviyeden sonra Arapça öğrenmek
isteyenlerin konuşmalarına yardımcı olacak kelime hazinelerini zenginleştirecek
kitabın içerisindeki konularla günlük hayatta ihtiyaç duyacağı diyaloglarda
kullanacağı cümle ve üslubları öğrenecektir. Özellikle de kitabın yanında ki CD
ile de dersleri sesli dinleyip kelimelerin okunuşlarını doğru bir şekilde
öğrenecektir.
KİTAP NASIL YAZILDI
1-Arapça öğretim kitaplarının çoğunluğunun özellikle de "Kitâbu'l-Esâsi'nin"4
ele almış olduğu başlangıç konularını pekiştirecek bölümlerin seçilmesine özen
gösterilmiştir. Çünkü başlangıç seviyesinde olan konuların çoğunluğu günlük
yaşantıya ait konulardan oluşmaktadır. Fakat bu konular, öğrencinin Arap
toplumunu tanıması için yeterli değildir. Bundan dolayı günlük yaşantıya ait
konuları daha kapsamlı ve etkin olarak ele alınmaya çalışılmıştır.
2-Dengeyi sağlamak amacı ile kitaptaki konuların yaklaşık %40'ı hanımları
ilgilendiren unsurlardan oluşturulmuştur. Arapça eğitim kitaplarında hanımlar
ihmal edildiği için öğrenci genelde hanımlarla diyalogda hata etmekte, hanıma
erkek hitabı kullanmaktadır. Bizim kitabımız da bu eksikliği telafi etmek
amacıyla, hanımlar için kullanımlarada yer verilmiştir.
3-Bazı kitapların sunmuş olduğu gibi Arapların hep övülen yaşantılarından değil
acısı ve tatlısı ile gerçek yaşantılarına ait kesintiler sunulmuştur. Çünkü
anlatılan örnek yaşantılar, gerçek yaşantıyı gören öğrenciler tarafından
eleştiri konusu yapılmaktadır. Arap dünyasında da diğer ülkelerde olduğu gibi
iyi ve kötü durumlar bulunmaktadır.
4-Günlük hayatta yaygın olan kelime ve terimler kullanılmaya çalışılmıştır.
Kullanımı yaygın olan fasih kelimeler kullanımı yaygın olmayan kelimelere tercih
edilmiştir.
Kİtabin İçerığı
1-Dersler
2-Dinleme Alıştırmaları
3-Kitabın Sözlüğü
DERSLER
Kitap, karşılıklı diyalog şeklinde günlük hayata ait konuları içeren yirmi iki
dersten oluşmaktadır. Diyaloglardaki şahsiyetler Arap-yabancı, erkek-bayan,
genç-ihtiyar ve çocuklardan oluşturularak Arapçanın her türlü diyalog örneği
sunulmaya çalışılmıştır.
Derslerİn İçerİğİ
1-Metin (yazılı ve sesli)
2-Kelime ve deyimler (yazılı ve sesli)
3-Alıştırmalar
Birinci Alıştırma: Dersin metni ile ilgili dinleme alıştırmasıdır. Kitabın
sonunda "Dinleme Alıştırmaları" ile ilgili bir bölüm oluşturu-larak bu
dinlenecek bölümleri topluca okuyucuya takdim edilmiştir.
İkinci Alıştırma: Derste geçen terimlerin kullanımını içeren alıştırmalardır.
(metin ve sesli).
Üçüncü Alıştırma: Genel olarak yeni kelimelerin kullanımını hedefleyen ve dersin
konusu ile ilgisi olmayan uygulama alıştırmalarıdır.
Dördüncü Alıştırma: Derse ait anlama, analiz ve pekiştirme özellikleri içeren
sorular ve alıştırmalardır.
Beşinci Alıştırma: Tartışma içeriği olan alıştırmalardır. Bu bölümün amacı
şudur. Her dersin konusu genel bir hedefe yöneliktir. Örneğin; spor klübüne ait
dersin konusu, yabancı öğrencinin spor klübüne üye olma işlemleri ile ilgilidir.
Fakat asıl hedefi ise, öğrencinin farklı kurumlarda karşılaşmış olduğu işlemler,
üyelik
şartları ve talepleri hakkında konuşma melekesi kazandırmaya
yöneliktir. Bu dersin muhtevasında öğrenci Arap dünyasındaki kurumlarla nasıl
diyalog kuracağını öğrenmiş olur.
Öğretmenin, öğrenci ile birlikte konu etrafındaki tartışmasını, önerilen sorular
veya kendi soruları ile daha kapsamlı ele almasını sağlamak derse daha da bir
güzellik katacaktır. Burada ki analiz, uygulama ve pekiştirme gibi farklı
hedefleri gerçekleştirmeye ulaşmanın yanı sıra öğrencinin kendi ülkesi ile
dersteki Arap ülkesi veya öğrencinin yaşamış olduğu Arap ülkesi arasındaki
kültür karşılaştırması yapma üzerine odaklanmaya dikkat edilmiştir.
Altıncı Alıştırma - Dinleme Alıştırması : Burada dersle ilgili bir pasaj
sunulmaktadır. Bu pasaj yazdırma, hikaye, telefon konuşması veya bir ilandan
oluşmaktadır. Öğrenciden pasajı dinlemesini sonra da konuyla ilgili sorulara
cevap vermesini veya anladıklarını anlatmasını isteriz. Bu alıştırmalar kitabın
sonundaki "Dinleme Alıştırmaları" bölümüne ilave edilmiştir.
Derslerİn İşlenmesİnde Önerİlen Metot
Dersler işlenirken izlenmesi gerken metod şunlardan oluşmalıdır.
1-Öğrenimi esnasında ana dilini kullanan bir öğrenciden Arapça konuşmasını
kesinlikle isteyemeyiz.Bundan dolayı, istenilen hedefe ulaşmak için öğretmenin
sınıfın idaresinde, konuları işlemesinde ve kitapta bulunan sesli metinden
faydalanılması için fasih Arapça'yı kullanması çok önemli ve gereklidir.
2-Başlangıç seviyesini başarı ile tamamlayıp Arapça kitapları okuma tecrübesi
kazanmış olanlar öğretmen olmadan da kendileri kitaptaki konuları
işleyebilirler.
3-Kitaptaki konuları işleme esnasında öğrenciye bir veya birden fazla öğrenci
eşlik ederse faydalanma daha fazla olacaktır.